Şarkımız elbet alanlarda çalacak

Nâzım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” isimli şiirinin bestecileri, “Biz Nâzım’ın işçi sınıfına duyduğu sarsılmaz inancı bugüne taşımaya çalıştık. Elbet alanları dolduracağımız 1 Mayıslarımız olacak” dedi.

Şarkımız elbet alanlarda çalacak

Cihangir Köroğlu

Usta şair Nâzım Hikmet’in şiirlerinin birçok bestesiyle tanıştık bugüne kadar. Geçtiğimiz günlerde onlara bir yenisi daha eklendi. Nâzım Hikmet’in 1925 tarihli “İstanbul’da 1 Mayıs” isimli şiiri uzun süre Osmanlıca bir el yazması olarak TÜSTAV’ın (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) Komintern arşivinde keşfedilmeyi bekliyordu. Banu İşlet tarafından Türkçeye çevrilen şiir, 1 Mayıs 2021 çalışmaları kapsamında Ozan Çoban ve Güneş Demir tarafından bestelendi. 1 Mayıs’a günler kala sosyal medya hesaplarından paylaşılan şarkının klibini ise Nazım Soylu Hazırladı.

Ozan Çoban ve Güneş Demir ile “Bugün 1 Mayıs” isimli şarkıyı konuştuk.

Hitap edilen alanın da sol kamuoyu olduğunu ele alırsak biraz da cesaret isteyen bir çalışmaya imza attınız. Bu üretimi yaparken neler hissettiniz?
Güneş Demir:
Sadece Nâzım değil, toplumcu gerçekçi olsun garip, ikinci yeni veya çağdaş şiir olsun, toplumsal meselelere değinen şiirin müzikle buluşturulmasına çok az rastlıyoruz son yıllarda. Memleket tarihinde toplumun belki en politize olduğu dönemlerden birindeyiz fakat bu politizasyona yol açan dertleri ifade etmede her zaman çok önemli bir vasıta olmuş olan müzik ya bu konulara hiç girmiyor ya da çok dolaylı yollardan bunu ifade etmeye çalışıyor. Böyle bir dolaylılık ya “şiir”li dönemlerde yapılır yani toplumsal refah ve kültürel yükseliş dönemlerinde ya da açık sansür dönemlerinde. Biz her ikisinde de değiliz aslında. Tabii ki bir baskı düzenindeyiz fakat sanatçıları derdini “ters” yollardan ifade etmeye itecek kadar bir açık sansür döneminde değiliz. Böyle bir müzik ortamının içinde Nâzım’ın işçi sınıfına atfen yazdığı bir şiiri bestelemekten açıkçası çok mutlu olduk ve bir süredir bu kulvardan giden çalışmalar yapmaya çalışıyoruz.

NÂZIM’IN İŞÇİ SINIFINA İNANCINI BUGÜNE TAŞIDIK

Müzik dinleme alışkanlıklarının değişime uğradığı, sol müziğe dair ilginin de azaldığı bir dönemde yeni bir 1 Mayıs şarkısı üretmek hangi motivasyonun sonucuydu?
Ozan Çoban:
19 yıldır çok karanlık bir dönemi yaşıyoruz. Bunun getirisi her anlamda ve her alanda büyük bir çürüme ve yozlaşma oldu. Haliyle iyi olan, bir derdi olan, piyasadan uzak nitelikli üretimler yapılıyor olsa da yalnız kaldı diyebiliriz bu süreçte. Lakin hiçbir karanlık sonsuza dek sürmemiş. Bu da geçer, geçecek. Ben bir büyük aydınlanma dalgasının başında olduğumuzu hissediyor ve hissettiğim bu umudu ve coşkuyu da müziğimize yansıtmaya çalışıyorum. Güneş’le çok uzun süredir, yaklaşık 16 yıldan beri yapmaya çalıştığımız ortak üretimlerimiz de hep bu yöndeydi. Emekçiden ve halktan yana bir sanatı nasıl daha ileriye taşıyabiliriz derdi hep bizimleydi. Ve böyle bir dönemde, pandemi yasaklarının emekçiyi daha da fazla sömürmek üzere iktidarlarca kullanıldığı, emekçinin gün be gün yoksullaştırıldığı böyle bir dönemde DİSK tarafından bir Nâzım şiiri besteleme önerisini büyük bir heyecanla karşıladık. Emekçi’nin yüzü gülecek, umutlanacak ve bu karanlığı yırtma mücadelesinde belki de bir şarkıyla belki nefes alacak… Kendi kurtuluşunu emekçinin, halkın kurtuluşunda gören herhangi bir müzisyen için bundan daha büyük bir motivasyon kaynağı olabilir mi? Biz Nâzım’ın işçi sınıfına duyduğu sarsılmaz inancı işte bu motivasyonla bugüne taşımaya çalıştık. Umarım başarabilmişizdir.

Pandemiyle beraber müzik sektörü ciddi yaralar aldı. Böyle bir ortamda yeni üretimler yaparken neler hissediyorsunuz?
Güneş Demir:
Açıkçası güvencesizliğin ne demek olduğunu en ağır şekilde gördük. Ben de bu dönemde işsiz kalmış müzisyenlerden biriyim. Bir avuç insanın çıkarı için ya fabrikalarda ofislerde otobüslerde dip dibe hastalanmak pahasına çalışmaya zorlandık ya da müzisyenler ve başka bir çok iş/sanat dalında olduğu gibi işsizliğe mahkum edildik. Üretimlerimizde bunları ifşa etmek sadece boynumuzun borcu değil içimizden gelen en doğal his de aynı zamanda.

Sosyal medyayı aktif kullanıyorsunuz. Oradan gelen tepkilerin müziğinize nasıl bir katkısı var?
Ozan Çoban:
Sosyal medya pek çok arazı da barındırmasına rağmen doğru ve etkili kullanıldığında ciddi bir kamuoyu yaratma ve kamuoyuna etki etme gücüne sahip. Görünür olmayanı görünür kılmaya imkân veriyor. Bizim müziğimiz için de böyle bir fırsatı sağladı. Biz kendimizce, kimseye bağımlı olmadan üretmeye çalışan müzisyenleriz ve bundan da çok mutluyuz. Hem bağımsız kalıp hem de üretimlerimizi kitlelere ulaştırmak mecburen sosyal medya aracılığıyla olabiliyor. Ayrıca sanatçı sadece sazıyla değil güncel tartışmalarda söylediği sözüyle de var olmalı. Sazımız kadar sözümüzün de bir hak mücadelesinden uzak kalmaması mühim bizim için. Buna da imkân veriyor sosyal medya. Biz de elimizden geldiğince sözümüzü söylemeye çalışıyoruz. Pandemi yönetimi sahnelerimizi elimizden aldı, konserlere hasret kaldık. Böyle bir dönemde üretmeye devam etmek için gerekli motivasyonu da bir nevi sosyal medyadan gelen tepkilerden aldık. Ama bu yeterli değil. Yetmiyor… Artık sahnelere dönmek ve şarkılarımızı beraberce söylemek istiyoruz. Müzik bir atmosfer işi, aynı havayı solumak işi. Bunun yerini de hiçbir sosyal medya beğenisi ya da tepkisi dolduramıyor maalesef…

ŞARKI MUAZZAM BİR DAYANIŞMANIN ÜRÜNÜ

Pandemi sebebiyle bu yıl da 1 Mayıs’ta alanlarda olunamayacak. Böyle bir süreçte insanlara moral verecek bir üretim yapmak size neler hissettirdi?
Ozan Çoban:
Alanları dolduracağımız 1 Mayıs’larımız olacak. Biz bu şarkıyla ve sevgili dostumuz Nazım Soylu’nun hazırladığı video ile aslında bir hatırlatmada bulunuyoruz. Şiirin her satırında Nâzım Hikmet’in işçi sınıfına duyduğu sarsılamaz güvenini görüyorsunuz. Gıdım şüphe etmiyor Nâzım Hikmet emekçilerin ülkesini aydınlatacağından. Bu inancı bu umudu şarkıya da klibe de yansıtmaya çalıştık, bu kararlılık hepimize yol göstersin istedik. Büyük insanlık hiçbir yere gitmedi, her yerde ve her şeyde bizimle. Yeter ki kendi gücünü hatırlasın, yeter ki gücünün farkına varsın. Dileriz emekçinin özgüvenine bir nebze olsun katkı sunabilmişizdir. Bize gelen dönüşlerde bunu başarmış olduğumuza dair yorumlar alıyoruz ve bu gerçekten büyük bahtiyarlık…
Şarkı muazzam bir dayanışmanın ürünü. Bestenin yapılmasına vesile olan DİSK’e, şiirin gün yüzüne çıkmasını sağlayan TÜSTAV’a , şiirin transliterasyonunu yapan Banu İşlet’e ve videou hazırlayan Nazım Soylu’ya sonsuz minnetlerimizle…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir