0

Kadınları tehdit eden sinsi tehlike: Yumurtalık kanseri

Yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin malign (kötü huylu) tümörüdür. Tıp dilinde bu kanser “over karsinomu” olarak adlandırılır. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cem İyibozkurt, hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle anlattı… Yumurtalık kanserleri yumurtalıkta gelişen tümörlerdir ve üç değişik tipi vardır…

Epitel kaynaklı tümörler, germ hücreli tümörler ve stromal (yumurtalıkların bağ dokusu) tümörler. Yumurtalık epitel tümörlerinin daha önceden yumurtalıklardan kaynaklandığı düşünülse de, son zamanlarda yapılan çalışmalarla bu kanserlerin tüpten kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu kanserler yumurtalığın en sık görülen tümörleridir. Germ hücreli tümörler daha genç yaşlarda görülürken, stromal tümörlerin çoğu menopoza yakın zamanlarda ve menopoz döneminde görülür.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cem İyibozkurt

RİSK NE ZAMAN ARTAR

■ Borderline Over tümörü nedir?

Yumurtalığın epitel olan bazı tümörleri ne iyi huylu ne de tam kötü huylu olarak sınıflandırılır. Bu arada tip tümörlere “borderline” over tümörleri denir.

■ BRCA Geni nedir?

BRCA genleri BRCA 1 ve BRCA 2 olarak ikiye ayrılıp, kabaca hücrenin çoğalması ile ilgili genlerdir. Bunların bozulması nedeniyle yumurtalık kanseri gelişebilir. Bazı ailelerde bu gen bozukluğu (mutasyonu) taşınabilmekte ve birçok aile bireyinde hem yumurtalık hem de meme kanserine sebep olmaktadır.

■ Risk faktörleri nelerdir?

Yumurtalık kanseri gelişme riski yaş ilerledikçe artmaktadır. Ailede yumurtalık, meme veya kalın bağırsak kanseri öyküsü olanlarda da artmıştır. Bu genetik yük anne tarafından olduğu gibi baba tarafından da gelebilir. Doğum kontrol hapı kullanımı ise yumurtalık kanseri gelişim riskini azaltmaktadır. Diyet ile ilgili yapılan çalışmalarda net bir ilişki bulunamamıştır.

İŞTE KORUNMA YOLLARI

 Kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığı tetikler mi?

Tüp bebek tedavilerinde kullanılan ilaçların kesin olarak kötü huylu epitel over tümörlerini artırdığı gösterilmemiştir. Ancak yapılan çalışmalar “borderline” veya “düşük malinite potansiyelli tümör” oluşumunu artırabildiğini göstermektedir.

■ Önlenebilir mi?

Herhangi bir jinekolojik ameliyat geçirecek olanlarda tüplerin ve/veya yumurtalıkların alınması bu kanser gelişim riskini oldukça azaltır. Ancak genetik riski olanlar dışında sadece yumurtalık kanseri riski için bu organların alınması önerilmemektedir.

BRCA gen mutasyon taşıyıcılığı olan kişilerde çocuk sayısını tamamladıktan veya belli bir yaştan sonra tüp ve/veya yumurtalıkların alınması önerilmekte ve bu cerrahi ile yumurtalık kanserinin gelişimi yüzde 90 kadar önlenebilir. Bu ameliyatı geçiren menopoza girmemiş kişilerde ilginç olarak meme kanseri riski de yüzde 50 kadar azalmaktadır.

■ Erken teşhisi mümkün mü?

Yumurtalık kanserlerinin sadece yaklaşık yüzde 20’si erken evrede tespit edilebilmektedir. Teşhisin zor olmasının sebebi yumurtalık kanserinin pek bir şikayete yol açmamasıdır. Genelde hazımsızlık, kilo verememe, karın ağrısı, yorgunluk, şişkinlik gibi başka bir sürü şeyden kaynaklanabilecek şikayete sebep olur. Bu nedenle de kolayca gözden kaçabilir. Rutin jinekolojik muayeneleri aksatmamak en azından kanser olmasa da kistlerin varlığını saptama açısından oldukça yararlıdır.

ETKİLİ BİR TEST YOK

■ Tarama testleri var mıdır?

Günümüze epitel kaynaklı yumurtalık kanseri taraması için çok etkili bir test yoktur. Kist varlığında tümör belirteci olarak bakılan CA-125, endometriozis gibi hastalıklarda da yükselmektedir. Ayrıca her yumurtalık kanserinde de CA-125 yüksekliği olmayabilir.  Bu nedenle CA-125, kesin bir belirteç olarak kullanılamaz.

NASIL TEŞHİS EDİLİR

■ Yumurtalık kisti saptandığında neler yapılmalı?

Şüpheli bir yumurtalık kisti varsa öncelikle jinekolojik onkoloji yan dal uzmanı bir doktora muayene olunmalı. İhtiyaca göre BT (tomografi), MR (Manyetik Rezonans), PET-BT, endoskopi gibi görüntülemeler ile tümör belirteç testleri istenebilir. Kabaca yumurtalık kanseri sadece yumurtalıklardaysa evre 1, leğen kemiği içerisindeki alanlara yayılmışsa evre 2, tüm karın bölgelerine veya lenf bezlerine yayılmışsa evre 3, uzak organlara yayılmışsa evre 4 olarak sınıflanır. Hastaların çok büyük bir bölümü evre 3’te saptanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir