Daha fazla bahane yok

author

BURHAN ŞEŞEN

[email protected]

2021.05.01 04:00

Bundan 36 sene önce Bob Geldof ve Midge Ure tarafından organize edilen ve yaklaşık 2 milyar kişi tarafından izlenilen (O zamanki dünya nüfusunun yüzde 40’ı) “Live aid” konserinde yüzlerce müzisyen Afrika’daki açlık sorununa ve çocuk ölümlerine dikkat çekebilmek için şu sloganı kullanmıştı: No more excuses. ‘Daha Fazla Bahane Yok’ diye dilimize çevrilebilir. Pandemi döneminde müzik sektörünün içinde bulunduğu durum için ne kadar uygun değil mi bu cümle? Bu çağrımıza kulak verecek yetkililer bulunur mu bilemiyorum ama aşağıdaki satırları bir müzisyen kırılganlığıyla değil Anadolu Müzik Kültürleri Derneği’nin ‘Müzisyenlerin Uğradığı Hak İhlalleri’ raporuna dayanarak, somut gerçekler üzerinden kaleme alıyorum. Müzik sektöründe çalışan kişilerin sürekli ve/veya kayıtlı bir işte çalışmıyor olmalarının da etkisiyle bu alanda ne kadar kişinin çalıştığı tam olarak bilinmemektedir. Ülkede yaşayan yüz binlerce müzik sektörü çalışanı devlet nezdinde kaydı olmadığı için yok hükmündedir. Bu durum, yaşanan sorunların giderilmesi için gerekli politikaların da ortaya çıkmasına engel olmaktadır.

Sektör çalışanlarının pandemi sürecinde temel ihtiyaçlarının yok sayılması ağır insan hakları ihlalidir. Müzisyenlerin ve sektör çalışanlarının insan onuruna yaraşır bir yaşam sürme olanaklarından mahrum kaldığı bu süreçte İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer alan ‘Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir’ ilkesi ihlal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 64’üncü maddesinde özetle “Devlet sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur” ifadesi yer almaktadır.

Gerekli tedbirler alınmaya çalışılsa da büyük oranda alınan tedbirlerin ve yapılan desteklerin yeterli olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de yaşayan müzisyenlerin Anayasa’nın 64’üncü maddesi üzerinden de bir hak ihlaline maruz kaldıkları görülmektedir. Ayrıca müzisyenlerin çalışma saatleri ve aldıkları ücretler de göz önüne alındığında Türkiye’nin de 2004 yılında imzaladığı Avrupa Sosyal Şartı’nın 4’üncü maddesinde yer alan “Tüm çalışanların, kendilerine ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli ve adil ücret alma hakkı bulunmaktadır” hükmüyle devlete yüklenen sorumluluğun ihlal edildiği de görülmektedir.

Mevcut iktidar pandemi döneminde işyerlerine, büyük şirketlere 240 milyarlık destek sağlarken 8.4 milyon aileye ise 8.4 milyar lira destek sağlamıştır. Müzisyenlere ise Kültür Bakanlığı’nın desteği -başvurusu kabul edilenlere- aylık 330 liraya karşılık gelmektedir. Covid 19 süresince Türkiye Meksika’dan sonra halka en az nakit desteği sağlayan ülke olmuştur.

En üzücü ve çarpıcı ise araştırma sonucunda müzisyenlerin yüzde 92’sinin gelecek planlarında değişiklik yapmaya gidecek olmaları. Bu durum bu alanda eğitim almış, uzun yıllar emek vermiş ve uzmanlaşmış kişilerin asıl mesleklerini yapmaktan kaçınmaları gibi olumsuz sonuç doğururken, diğer taraftan da toplumun ilerlemesinde hayati rolü olan ve son yıllarda oldukça çoraklaşan kültür-sanat alanının daha da fakirleşmesine neden olacaktır.

Unesco, Belgrad toplantısı sonrası taraf devletlere yönelik aldığı tavsiye kararında “Tam ve en geniş tanımlarıyla güzel sanatların hayatın vazgeçilmez bir parçası olması gerekliliğini ve hükümetlerin, sadece sanatsal ifade özgürlüğünü teşvik eden çevrenin yaratılıp sürdürülmesine değil yaratıcı zekânın ortaya çıkışını kolaylaştıracak maddi koşulları da yaratmaya ve sürdürmeye yardımcı olması” uyarısı var. Bu örnekler çoğaltılabilir. İhtiyacımız olan bizleri “müsvedde” olarak görmeyecek devlet adamları. Sanatın elitlerin eğlencesi değil bir gereksinim olduğunu kavrayabilecek devlet adamları… Bugün 1 Mayıs. Bugün işçinin bayramı. Emeğin en yüce değer olduğunu öğreten emekçinin bayramı. Bu günler de geçecek. Bizler en güzel giysilerimizle en güzel meydanlarda şarkılar türküler söyleyeceğiz, halaylar çekeceğiz. Bugünlerin özlemidir bizi ayakta tutan her türlü baskıya rağmen bizi özgür kılan…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir